fbpx
Finans Sözlüğü

Son Yıllarda Ülkeler Neden Ellerindeki Altın Miktarını Arttırıyor

Fiziki mevcudiyeti olan ve bir ulusun zenginliğini ölçmekte kullanılabilecek somut bir varlık olması nedeniyle altın ekonominin durumunu açıklamada kullanılabilecek etkin, bağımsız bir paradır. Merkez Bankası’nın otoritesini güçlendiren, borç ilişkisi doğurabilen ve kolayca nakte çevrilebilen altın spekülatif amaçlarla tasarruf edilebilecek en mantıklı yatırımlardan birisidir. Hindistan ve Çin başta olmak üzere son yıllarda birçok ülke altın stok miktarını artırmaktadır. Bu kapsamda son yıllarda ülkeler neden elindeki altın miktarını artırıyor çeşitli açılardan değinmek yararlı olacaktır.

Devletler Niye Altın Alıyor?

Çin, Hindistan ve Rusya hali hazırda en yüksek miktarda altın satın alan devletler. Altın satın almalarının ardındaki sebepse dolar baskısından kurtulmak ve olası bir yaptırım durumunda altından yararlanarak uluslararası piyasalara erişebilmeyi mümkün kılmak. İradi para birimi olması nedeniyle kağıt paraya yaptırım uygulanabilecek olsa da altın her yerde altındır ve varlığı bir inanca dayalı değildir. Dolayısıyla olası bir yaptırım halinde devletler borçlarını ödemek ya da ithalat yapmak için altını kullanabilir.

Neden Altın?

Ülkelerin elindeki altının miktarını artırmak istemesinin en önemli nedeni fiziki bir varlık olması ve değişim aracı olarak kullanılabilmesidir. Dolayısıyla burada sorulması gereken asıl soru ülkelerin neden altın miktarını artırdığı değil, zenginliğini tescil etme kiçin neden altını tercih ettiğidir.

Altın kıt bir kaynaktır ve üretilmesi şu an mümkün görünmemektedir. Doğal bir varlık olması nedeniyle istikrarlı bir para politikası belirlenmesinde öncü bir birim olabilir. Çünkü iradi para birimleri yani nakit paralar yalnızca inanca dayanır ve değeri ona biçtiğiniz değere bağlıdır. Oysa altının değeri ne kadar daha kaldığına bağlıdır, kalan altın miktarı azaldıkça altının değeri de artacaktır.

Bilim bundan beş yüz yıl kadar önce karanlık çağ denilen bir dönemde dünyanın düz olmadığını kanıtlamayı başardı ve tüm evrenin enerjiden meydana geldiğini ortaya koydu. Bu bilim dallarından birisi olarak iktisat bilimi ise enerji ve madde dinamiğinin herkesin ekonomik fayda sağlayabileceği bir biçimde nasıl kullanılabileceğini anlamaya çalışmaktadır yani kıt kaynakları etkin biçimde olabildiğince fazla kişiye dağıtmaya çalışmaktadır.

Girişim üretkenlik sonucu ortaya çıkan bir fikrin ekonomiye zenginlik yaratan enerjisidir. Yani iktisat biliminin enerjisi girişimdir ve girişimci de enerjiyi oluşturan maddedir.

Başta bankalar olmak üzere çeşitli kurumlar para konusunda merkeziyetçiliği savunur çünkü bu merkeziyetçilik sayesinde kontrol daha kolay olur ve zenginliklerin korunması mümkün hale gelir. Bu merkezi kurum ve kuruluşlar tüketicilerin parasal özgürlüğünü kısıtlar, ne kadar parası olduğunu bilmek ister ve bu para üzerinde denetim kurar.

Sahip olduğumuz nakit para her ne kadar bir inançtan ibaret olsa ve ilüzyon olarak görülebilse de finansal bağımsızlığın ve ekonomik özgürlüğün tescil edilmesi adına gerekliliktir. Başımıza gelen olumsuz durumların içinden çıkmak için çoğu zaman paraya başvururuz.

Sanal para işte bu nedenle bir devrim olabilir. Çünkü sanal para birimleri altın gibi fiziksel bir maddeye sahip olmasa da kıttır ve değeri üretilecek miktarı azaldıkça artar. Buna ek olarak merkezi de değildir ve kişilerin paraları hakkında tamamen özgür olmalarını mümkün kılar, dolayısıyla her iki temel fonksiyonu da yerine getirebilen zamanında içinden çıkılamayacak bir problem gibi göründüğü için nakit paranın tedavüle girmesine neden olan iki temel sorunu aynı zamanda çözmektedir.

  • Altın para biliminin ilkelerinden birisi olan tam eşitliği mümkün kılar ve dünyanın neredeyse her yerinde rahatlıkla eş değere sahip olabilecek fiziksel bir maddedir.
  • Nakit paraya olan inancın kaybedilmesi halinde altın değişim aracı olarak kullanılabilir, altının değerini kabul etmek için ona inanmak gerekmez ve bu nedenle çok daha dayanıklıdır.
  • Altın ihraç eden bir kişinin karşı tarafa istinaden herhangi bir sorumluluğu olmaz, bunun nedeni altının fiziksel olması ve değerinin gerçek anlamda belirlenebilmesidir.
  • Altın, zenginliği yozlaşmış politika ve finans kurumlarından koruyan bankacılık sisteminin dışında rahatlıkla kalabilen bir para birimidir.
  • Altın oz fiyatının ABD’deki değeri şu an 1033 USD seviyesindedir ve ABD Merkez Bankası’nın kurulduğu 1913 yılındaki 20,67 USD’den % 5000 daha değerli hale gelmiştir. ABD’deki insanlar ve nakit para kazanan bizler buna inanmakta güçlük çeksek de bu değer artışı parasal özgürlüğümüzü ne derece kaybettiğimizi göstermektedir.
  • Nakit para altına alternatif olarak çıkarıldıysa neden 1 kağıt para 1 birim altına eşdeğer tutulmamış, tutulamamıştır ve nakit para ile altın arasındaki % 5000’lik değer kaybı kim ya da kimlerin cebine gitmiştir?
  • Altının değeri kırılamaz ve tam bağımsız gerçek bir para birimidir. Bu açıdan en ilkel değişim araçlarından birisi olan altın en modern değişim araçlarından birisi olma yolunda ilerleyen kripto paralara referans olmuştur.
  • Altın, merkez bankaları tarafından pek fazla sevilen bir değer değildir çünkü merkez bankaları çıkarılan kağıtlarla, tahvillerle piyasayı yönlendirmek ister fakat altının kullanıldığı bir piyasanın yönlendirilmesi pek mümkün değildir.
  • Eğer zamanında nakit para yerine altın kullanılmış olsaydı devletler iradi para birimlerini kullanarak yani nakit para basarak ordularını finanse edemeyecek, savaşlar çıkmasına neden olamayacaktı halkına daha iyi açıklamalar yaparak neden savaşılması gerektiğiyle ilgili konuşma zorunluluğu olacaktı.
  • Altın borç ticareti, korporatizm, sosyalizm, kapitalizm, komünizm ve küreselizm gibi fakiri zenginden ayıran yozlaşmış ideolojilerin sebebiyet verdiği sosyal ve ekonomik tahribattan tüm dünyayı kurtarabilecek, fabrika ayarlarına geri dönebilmek için başvurulabilecek bir değerdir.

 

merkez bankaları neden altın alıyor
ulkelerin altin rezervi

Buddha’nın durumu açıklayan kısa bir öğretisiyle yazıyı tamamlamak gerekirse “Bir şeye sırf kulaktan duydunuz diye körü körüne inanmayın, birkaç kuşaktan beri itibar görüyorlar diye, geleneklerin de doğru olduğuna inanmayın. Sırf hocalarınızın ya da rahiplerin otoritesine dayanıyor diye hiçbir şeye inanmayın. Ancak bizzat hissettiğiniz, denediğiniz ve doğru olarak kabul ettiğiniz, kendinizin ve başkalarının hayrına olan şeylere inanın ve tutumunuzu onlara uydurun.” öğretisinden yararlanmak mümkündür.

Kapitalizm Nedir konulu yazımızı da ortalama 3 dk içerisinde okuyabilirsiniz.


Hikmet Ilgaz

Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu, evli ve 1 çocuk babası, bankacılık ve finans alanında araştırmalar yapıyor, bu araştırma sonuçlarını buradaki blogunda paylaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu